Geçen hafta, Türkiye'nin sayılı hip hopçılarından Jön Türk'ten bir telefon aldık Anlattığına göre İstanbul'un hip hop ve rap kültürünü belgesel yapmak üzere, iki Fransız İstanbul'a gelmiş ve bir film çekmeye başlamış. Jön Türk'ün Fransa'da yayınlanan biröportajını görüp onunla iletişime geçen bu ikili, yani Lenoir Jocelyn ve Franck Salisbury, daha önce Güney Afrika'da yine hip hop kültürünü aktardıkları bir belgesele imza atmış. Güney Afrika izlenimlerini anlatan www.fenike.info adresinden yayınlanan beelgesel gibi, İstanbul sokak kültürü de ilerleyen günlerde internet üzerinden yayınlanacak. İkilinin İstanbul projesini öğrenmek ve İstanbul hip hop kültürünü oluşturmaya çalışan bu genç grupları yakından tanımak için, biz de soluğu belgesel çekiminin yapılacağı Kadıköy'de aldık. Barikat, İstanbul Style Breakers, Arka Plan, Karakalp, ZBU Brakers, Da Poet, Sain, Patron, Piton ve Mirza ile çekimleri Bağcılar'da yapan ikilinin, objektifine Kadıköy'de takılan isimlerse Gebze grubundan Sert Eleştiri ve Ambiyans gibi gruplar, ayrıca Yaşlı Gözler ve DJ Tarık gibi Pendik-Kartal hattını temsil eden hip hopçılar oldu.
İkilinin amacı; Fransa'daki Türklere karşı uygulanan ırkçılığın ne kadar yanlış olduğunu, hip hop kültürünü aracı olarak kullanarak göstermek. Jocelyn; Türklerin Fransa'da büyük baskılara maruz kaldığını ancak ülkede Türklerin yeterince tanınmadığını söylüyor. Türk hip hopçıların şarkılarının sözlerini anlamasa da tavırlarından çok etkilendiğini anlatıyor. 'Türkiye jeopolitik olarak çok önemli bir ülke ve kilit bir noktada bulunuyor. Dünyanın her yerinde farklı din ve ırklardan olan insanlara karşı uygulanan ırkçılığa karşı; müziği kullanarak, hepimizin aslında aynı olduğunu göstermek istedik' sözleriyle projelerini özetliyor. Bir diğer amaçlarıysa belgesel serisini bitirdiklerinde, internet sitelerinde gittikleri tüm yerleri içeren bir hip hop haritası yayınlamak.
Fransız ikili vesilesiyle tanışma fırsatı bulduğumuz, İstanbul'un hip hop ve rap kültürünü özetleyen topluluklara gelince
AYDA 100 DEMO!
Öncelikle aralarından en kıdemlisi Sirhot'la başlayalım Eylül ayında yayınlanacak, 4 yıldır uğraştığı albümünde 26 şarkıyı bir CD'ye sıkıştırdığını anlatan Sirhot, hip hop'ın Kadıköy-Bakırköy yakası olarak ikiye ayrılmasını, MC'lerin birbirilerine laf atmasını anlamadığını söylüyor. Zamanında Ceza ve ***s gibi isimlere prodüktörlük yapan, Türkiye'nin ilk hip hop stüdyosunun sahibi Sirhot, bu müziğe ilgi duyan gençlerin kendi imkanlarıyla yaptıkları demoların sayısının ayda 100'ü bulabildiğini anlatıyor. Sirhot'un kızdığı nokta ise bazı çevrelerin hip hop müziğin tanıtımını engellemesi! Bunu nasıl mı yapıyorlar? Yonca Evcimik ve Metin Arolat gibi isimlerle çalışan Sirhot, hip hop'ın daha çok tanınması için bu tür işbirliklerine gidilmesi gerektiğini savunuyor, kimileriyse bunu sert bir biçimde eleştiriyor! Sirhot'ın ağırbaşlı tavrının yerini alan heyecanlı genç isimler, bakın Türkiye hip hop camiasını nasıl anlatıyor:
'Kendi imkanlarımızla albüm yapıyoruz. Albümler bandrollü olarak basılınca, MP3'leri etrafta dolaşmaya başlıyor. Milyarlarca para ve emek boşa gidiyor yani. Bu yüzden biz de kendi bastığımız demo kopyaları dağıtıyoruz. İşte MC'leri böyle illegal işler yapmaya zorluyorlar!'
Müziklerinde bir başkaldırının mutlaka olduğunu ama sadece bundan değil hayatta ters giden her şeyden beslendiklerini söylüyorlar. Bu, aşk sıkıntıları da olabilir, memleketin hali de!
Örneğin; 'Hayat, anılar aynı yerde düşündükçe canlanır, sen resti çek, gün biter aynı maceranın ortasındasın aynı gün savrulursun sürükler seni zaman, hesapsız yol aldıkça anlarsın hakikati, bir bakarsın kıpkırmızı gözlerin, bakıp da ağlama düştüğün hale, yaşam sana fazla gelirse yılma, çarp kapıyı arkana bakma ' sözleri her iki duruma da adapte olabilecek sözler değil mi sizce de?
Şarkılarıyla dertlerini anlatan bu gençler, müziklerinin sokak kültüründen hayat bulduğunu ancak dışarıdakilerin gördüğü gibi Amerikan özentisi, ikinci sınıf ya da satanist olmadıklarını özellikle belirtiyor. 'Biz de Türk insanıyız, geleneklerimiz, göreneklerimiz bir, Amerikan özentisi olmadığımız gibi rap'i onlar bulmasa biz bulurduk' diyecek kadar seviyorlar bu müziği.
GEBZE GRUBU PARLAYACAK
Yaşları 16-25 arası değişen bu genç MC'lerin bazıları üniversite sınavına yeni girmiş bazıları ise iş hayatına çoktan atılmış. DJ Tarık, radyo-TV programcılığı yaptıktan sonra şimdi bir süpermarkette idari müdür olarak çalışıyor ve evindeki stüdyoda müzik yapıyor. Ambiyans grubundan Ranger ise gümrük komisyoncusu olduğu için sabaha karşı eve geliyor ve gece geç saatlere kadar müzik kaydediyor. İki Bulgar göçmeni kardeşten biri olan MC Gölge, bir patoloji laboratuvarında çalışıyor
Bu kalabalık topluluğun ağır basan ekibi Gebze grubu! Dansçı Kopuk B-Boy, Sniper, Sert Eleştiri, Ridone, Ranger, Bgisof ve ByZalim'den oluşan Gebze grubunun anlattığına göre, orada son 3 yılda büyük gelişme kaydedilmiş. Eskiden 3-5 kişi hip hop'la ilgilenirken şimdi hep birlikte çalışan, konserlere bir tren dolusu kalabalıkla giden ve klan halinde yaşayan yaklaşık 200 kişilik bir kitle var. Görünen o ki önümüzdeki yıllarda Gebze, hip hop camiasında fazlasıyla parlayan bir mevki olacak.
Pendik-Maltepe hattını temsilen orada bulunan DJ Tarık'ınsa hip hop'ı özetleyen kendine özgü bir tanımı var; 'gerçeği özgür şekilde anlatmak'. Artık insanların televizyonda şunun bunun bikinisini, selülitini değil yaşam mücadelesini duymak istediklerini anlatıyor. Bunun için sokak çocukları yararına şarkılar yapıp, ücretsiz konserler veriyor.
AYRIMCILIKTAN YOLA ÇIKTILAR
YaŞlI Gözler; MC Gölge ve MC Cin ismini kullanan iki Bulgar göçmeninden oluşuyor. 8 sene önce ailece Türkiye'ye gelmek için zorlu bir mücadele vermişler. Uzun günler boyunca yürüyerek Türkiye'ye ulaşmaya çalışırlarken yolda yakalanıp Bulgaristan'a geri dönmek zorunda kalmışlar ama sonunda buraya yerleşmişler. Bulgaristan'da sistemden dolayı hep 'Türk' olarak işaret edilmişler, Türkiye'ye geldiklerindeyse 'Bulgar' olarak Burada anlamışlar ki sadece kendilerinin değil herkesin sorunları var. Müziklerinde bu ayrımcılıktan yola çıkmışlar. Çifte standarta dikkat çekmek için yaptıkları müziğin 'Balkanlar Style' olduğunu söylüyorlar